  
"Gökten Yere Kadar Her İşi O Düzenler." (Secde: 5)
"Hazinesi Bizim Katımızda Olmayan Hiçbir Şey Yoktur.Biz Onu Ancak Belli Bir Ölçüye Göre İndiririz." (Hicr: 21)
"Her Şeyin Hükümranlığı Elinde Olan ve Sizin de Kendisine Döneceğiniz Allah, Noksan Sıfatlardan Münezzehtir."(Yâsin: 83)
"Bir Şeyin Yaratılmasını Hükme Bağladığında Ona Sadece 'Ol!' Der, O da Hemen Oluverir." (Bakara: 117)
"De ki: Göklerde ve Yerde Neler Var, Baksanıza!Fakat İnanmayan Bir Topluluğa Âyetler ve Uyarılar Fayda Sağlamaz." (Yunus: 101)
YARATAN, YAŞATAN ve YÖNETEN HAZRET-İ ALLAH'TIR
Hep O, hep O'ndan.
"O, göklerin yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb'idir.O Rahman'dır." (Nebe: 37)
Vasıfları bu olan, hikmeti gereğince her bir varlığa cömertçe iyilik ve ihsanda bulunandır.
"Eğer inanıyorsanız O, göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir." (Duhan: 7)
İnsanların O'nu bırakarak tapındıkları şeyler aslâ ilâh olamazlar.
"Allah ile beraber başka bir ilâh edinme! Sonra kınanmış ve tardedilmiş olarak kalırsın." (İsrâ: 22)
Ehadiyet'in Delilleri:
Kur'an-ı kerim'deki ilâhî usüllerden birisi de; çok mühim bir şey anlatılırken veya mühim bir hadiseden haber verilirken, bazı şeylere yemin edilerek başlanmasıdır.
Nitekim Allah-u Teâlâ'nın Ehadiyet'i belirtilirken üç şeye yemin edilmiş ve Âyet-i kerime'lerde şöyle buyurulmuştur:
"Andolsun saf saf dizilenlere!" (Sâffât: 1)
Onlar çeşitli mertebelerde tam bir düzen ile dizilip vazife gören, ibadet ve zikir anında saf saf duran meleklerdir.
"Önlerindekini sürdükçe sürenlere!" (Sâffât: 2)
Onlar bulutları hareket ettirerek, Allah-u Teâlâ'nın dilediği yöne doğru sevkeden sürücü melekler olduğu gibi; bütün cihad orduları, hususiyetle kumanda edip götürenler ve yol gösterip yürütenler de buna dahildir.
"Zikir okuyanlara!" (Sâffât: 3)
Allah-u Teâlâ'yı zikredip ve bunu tekrarlayarak devam eden melekler olduğu gibi; peygamberlere vahiy getiren, salih kullara ilim ve marifet ilham eden melekler de dahildir.
Ey insanlar! Bütün bunlara yemin ile, önemini hatırlatarak beyan ederim ki:
"Şüphe yok ki sizin ilâhınız bir tektir." (Sâffât: 4)
Ehadiyeti'nin delilleri yarattığı varlıklarda apaçık görülür. Şerik ve nazirden münezzehtir.
"Göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların da Rabb'idir, doğuların da Rabb'idir." (Sâffât: 5)
Bu Âyet-i kerime'lerde kâinatın sahibi ve hükümdarı kim ise, gerçek "İlâh"ın da ancak O'nun olabileceği beyan ediliyor.
Diğer Âyet-i kerime'lerde şöyle buyuruluyor:
"Doğuların ve batıların Rabb'ine yemin ederim ki biz muktediriz." (Meâric: 40)
Burada Allah-u Teâlâ kendi Zât-ı akdes'ine yemin etmektedir.
"Onların yerine kendilerinden daha iyilerini getirmeye." (Meâric: 41)
Biz ne zaman istersek sizi yok eder, yerinize sizden daha iyilerini getiririz.
"Hiç kimse de önümüze geçemez." (Meâric: 41)
Biz söylediklerimizi yapmaktan âciz değiliz.
Allah-u Teâlâ şirk koştukları şeylerle Zât-ı ehadiyet'i arasındaki durumun farklılığını anlamaları için bu gibi kimselere şu hatırlatmayı yapmaktadır:
"Allah size bir misal verir: Hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık harcayan bir kimse hiç eşit olur mu?" (Nahl: 75)
Onların ortak koşmalarındaki durumları, tasarruftan âciz bir köle ile, işinde dilediği gibi tasarrufta bulunan efendiyi eşit kabul eden kimsenin durumuna benzer.
"Hamd Allah'a mahsustur." (Nahl: 75)
Bu misalin açıklanması ve Hakk'ın ortaya çıkması dolayısıyle Allah'a hamdolsun.
"Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler." (Nahl: 75)
Nice kimseler beyinsizlikleri ve cahillikleri yüzünden Yaratıcı ile yaratılanları eşit tutmaktadırlar.
Fakat bunlar yarın ahiret gününde hatalarını kabullenecekler, Allah'ı bırakıp da taptıkları şeylere şöyle diyecekler:
"Vallahi biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
Çünkü biz sizi âlemlerin Rabb'i ile bir seviyede tutuyorduk." (Şuarâ: 97-98)
Âlemlerin Rabb'i olan Allah'a nasıl itaat ediliyorsa, sizin de emrinize itaat etmiştik, meğer biz aşırı derecede sapıklık içindeymişiz.
"Allah, insanlara misallerini işte böyle anlatır." (Muhammed: 3)
|